1. Haberler
  2. Eğitim
  3. Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Peygamberin hedefi iktidar değil, gönülleri inşa etmekti!”

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Peygamberin hedefi iktidar değil, gönülleri inşa etmekti!”

featured
prof-dr-nevzat-tarhan-peygamberin-hedefi-iktidar-degil-gonulleri-insa-etmekti.jpg
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Âlemlere Rahmet Allah Resul’ünün 1500. Yılı Nebevî Mevlid anısına Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen “Nebevî Mirasın Işığında İslam Medeniyeti” temalı “3. Al-İ Beyt Sempozyumu” Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu’nda başladı. 

Hafız İbrahim Yağız tarafından gerçekleştirilen Kur’an-ı Kerim Tilaveti ile başlayan sempozyumun açılış konuşmaları Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, İstanbul İl Müftü Yardımcısı Zekeriya Bülbül, Amman Mearic İslami Araştırmalar Enstitüsü Müdürü Şeyh Avn el-Kaddûmî, Afroasya Üniversiteler Birliği İcra Direktörü Prof. Dr. Ashraf Abdul Rafi Al-Darfaili, Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Zelka tarafından yapıldı.  

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Teknoloji doğru amaçlarla da kullanılabilir”

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sempozyumun Hz. Muhammed’in (sav) doğumunun 1500’üncü yılına ve hicri yılın başlangıcına denk gelmesini “anlamlı bir tevafuk” olarak değerlendirdi. 

Konuşmasında dikkat çekici bir örnek paylaşan Prof. Dr. Tarhan, Hz. Muhammed’in (sav) bugün yaşasaydı toplumu ıslah etmek için nasıl bir yöntem izleyeceğini yapay zekâya sorduğunu anlattı. Yapay zekânın verdiği cevapların dikkat çekici olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, teknolojinin yalnızca olumsuz yönleriyle değil, doğru amaçlarla da kullanılabileceğini ifade ederek şu değerlendirmeyi aktardı:

“Yapay zekâ diyor ki; ‘Toplumun düzelmesini istiyorsanız önce kalpleri, sonra aileleri, sonra kurumları düzeltin. Ahlak kanun korkusuyla değil, Allah bilinci ve vicdanla ayakta kalır. Yuvayı ve vicdanı güçlendirin. Allah katında en üstün olanınız O’na karşı en çok takva sahibi olanınızdır. Güzel ahlakı yeniden merkeze alın. Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim. Çocukları doğruluk, sabır, paylaşma, empati ve sorumluluk gibi değerlerle yetiştirin. Şüphesiz Allah adaleti, iyiliği ve yakınlara yardım etmeyi emreder. İsraf ve tüketim tutkusundan sakının. Dijital dünyada da ahlakı koruyun; gıybeti, iftirayı ve nefret söylemini sosyal medyada da işlemeyin. Teknolojiyi insanlığa hizmet için kullanın. Ahlakı sadece konuşmayın, yaşayın. Çocuklarınıza servetten önce karakter bırakın. Güçlü olduğunuzda adil, zengin olduğunuzda cömert, öfkelendiğinizde sabırlı olun. İnsanların kusurlarını aramak yerine kendi nefsinizi düzeltin. Toplum, kanunlarla değil; vicdanı diri, sözü doğru ve emanete sadık insanların çoğalmasıyla yeniden ayağa kalkar. Toplumun ahlakı fertlerin vicdanıyla başlar, ailede kök salar, adaletle korunur, merhametle büyür ve güzel örneklerle nesilden nesile aktarılır.'”

“Onun hedefi iktidar değil, gönülleri inşa etmekti”

Bu değerlendirmelerin günümüz şartlarını anlamak açısından önemli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bunu gördükten sonra, içinde bulunduğumuz dönemi Medine dönemi değil, Mekke dönemi olarak değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

Hz. Muhammed’in (sav) Mekke dönemindeki tebliğ yöntemine dikkat çeken Pof. Dr. Tarhan, bu dönemin günümüz için önemli mesajlar içerdiğini belirterek şunları söyledi:

“Mekke dönemi 13 yıl sürdü. Her türlü ambargo ve baskıya rağmen Resulullah hiçbir zaman fiziki mücadeleyi öncelemedi. Hazreti Ömer’in karşılık verilmesi yönündeki tekliflerine rağmen kalplere hitap etmeyi seçti. Kendisine ‘Sana Mekke’nin yönetimini verelim, davandan vazgeç’ denildiğinde bunu kabul etmedi. Eğer siyasi güç peşinde olsaydı Mekke’nin emiri olur, insanları zorla Müslüman yapmaya çalışabilirdi. Fakat onun hedefi iktidar değil, gönülleri inşa etmekti. İslamiyet’i sevdirmek, insanları ikna etmek ve kalpleri kazanmak üzerine bir yöntem geliştirdi. Bugün bizim de önceliğimiz insanlara İslamiyet’i zorla kabul ettirmek değil, sevdirmek, ikna etmek ve gönüllerde yer edinmesini sağlamak olmalıdır.”

Zekeriya Bülbül: “İslam medeniyetinin inşası bireyin kendisinden başlıyor”

İstanbul İl Müftü Yardımcısı Zekeriya Bülbül, konuşmasında, İslam medeniyetinin inşasının bireyin kendisinden başladığını dile getirerek, “Dolayısıyla İslam medeniyetinin birinci ayağı, o medeniyetin inşasına aday olmuş kulların salihliğinden geçmektedir. İslam medeniyetinin inşasında ilk hedef kitlesi kişinin bizzat kendisidir. Kişi Allah ile arasındaki bağını güçlü tutmalı, Peygamber sevgisini diri tutmalıdır ki bu medeniyetin salih kul örneği önce kendi hayatında tezahür edebilsin.” ifadelerini kullandı.

Sempozyum programındaki başlıkların aile, bağlılık ve insanın inşasına odaklanmasını önemli bulduğunu belirten Bülbül, “Programı incelediğimde aileye vurgu yapıldığını, bağlılığa vurgu yapıldığını ve Allah Resulü’nün insanın inşasında bu iki değere verdiği önemin ele alınacağını gördüm.” diye konuştu.

Modern çağın insanı kuşatan dijital dönüşümüne de dikkat çeken Bülbül, teknolojinin sağladığı imkânların yanında önemli riskler de barındırdığına işaret ederek, “Elimizden telefonun düşmediği, yapay zekânın hayatın merkezine yerleştiği bir çağda yaşıyoruz. Hatta birbirimizi tanımada bile kendi aklımıza, kendi medeniyetimizin birikimine güvenmek yerine başkalarının geliştirdiği yapay zekâya güvenmeye başladığımızı gördüğümde kendimden korktuğumu ifade etmek isterim.” değerlendirmesinde bulundu.

Konuşmasının ardından Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından kendisine plaket ve kitap seti takdim edildi.

Şeyh Avn el-Kaddûmî: “Sempozyum İslam dünyası ve insanlık için hayırlara vesile olsun”

Amman Mearic İslami Araştırmalar Enstitüsü Müdürü Şeyh Avn el-Kaddûmî, sempozyumda yaptığı konuşmada, programın hicri yeni yılın ilk günlerinde ve Muharrem ayı vesilesiyle düzenlenmesinin anlamlı bir tevafuk olduğunu belirterek, sempozyumun İslam dünyası ve insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni etti. Hz. Muhammed’in (sav) doğumunun 1500’üncü yılına ithaf edilen sempozyum temasının isabetli bir tercih olduğunu ifade eden el-Kaddûmî, modern insanın yaşadığı manevi ve toplumsal krizlere dikkat çekti.

“Bugünün insanı toplumsal olarak gurbet içinde, psikolojik olarak çalkantılı, kültürel ve fikrî anlamda tükenmişlik yaşayan bir noktaya gelmiştir. Bunun neticesinde savaşlar, suç oranları ve kötü alışkanlıklar artmıştır.” diyen el-Kaddûmî, insanlığın yaşadığı bu sorunların çözümünün Hz. Muhammed’in (sav) rehberliğinde ve Kur’an-ı Kerim’de bulunduğunu söyledi.

Konuşmasının önemli bir bölümünü psikolojik sağlığa ayıran el-Kaddûmî, Üsküdar Üniversitesi’nin ruh sağlığı alanındaki çalışmalarına atıfta bulunarak Hz. Muhammed’in (sav) insan psikolojisine ilişkin ortaya koyduğu ilkelerin günümüzde de geçerliliğini koruduğunu söyledi. Peygamber Efendimiz’in “Kim emniyet içinde sabahlarsa, bedeni sağlıklı olur ve günlük yiyeceğini bulursa sanki bütün dünya kendisine verilmiş gibidir.” hadis-i şerifini hatırlatan el-Kaddûmî, “Bu hadis bize insanın ruh sağlığının güven, beden sağlığı ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasıyla doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir. Peygamber Efendimiz bu huzurun şükür ve minnet duygusuyla korunacağını öğretmektedir.” dedi.

“Bugün maalesef bir şüphe medeniyeti yaşıyoruz”

Modern dünyanın insanı manevi merkezinden uzaklaştırdığını savunan el-Kaddûmî, “Bugün maalesef bir şüphe medeniyeti yaşıyoruz. Artık insanı ve kâinatı merkeze alan yaklaşımlar giderek kayboluyor. Maddiyatın hızla hâkim olduğu bir çağda insanlar ortak bir değer ve merkez etrafında buluşmakta zorlanıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

İstanbul’dan bütün insanlığa seslendiklerini belirten el-Kaddûmî, “Bugün İstanbul’da, Üsküdar Üniversitesi gibi önemli bir ilim merkezinden bütün insanlığa hitap ederek söylüyoruz ki çözüm Peygamberimiz aleyhissalâtü vesselâm’dadır. Çözüm onun kalbine indirilen Kur’an-ı Kerim’dedir.” diye konuştu.

İslam medeniyetinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan el-Kaddûmî, sempozyumun temel tartışma başlığının iman, İslam ve ihsan ekseninde yeniden bir medeniyet tasavvuru geliştirmek olduğunu söyledi ve “Bugün İslam, iman ve ihsan üçgeni içerisinde nasıl bir medeniyet kurulacağını konuşuyoruz. Kudüs merkezli yeni bir İslam medeniyetinin evrenselliğini yaşayacağımız bir döneme giriyoruz. Türkiye’nin de bu süreçte çok önemli bir rol üstleneceğine inanıyorum.” dedi.

Konuşmasının ardından Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından kendisine plaket ve kitap seti sunuldu.

Prof. Dr. Ashraf Abdul Rafi Al-Darfaili: “Sempozyumun taşıdığı anlam son derece önemli”

Afroasya Üniversiteler Birliği İcra Direktörü Prof. Dr. Ashraf Abdul Rafi Al-Darfaili, sempozyumun Hz. Muhammed’in (sav) doğumunun 1500’üncü yılına denk gelmesinin taşıdığı anlamın son derece önemli olduğunu vurguladı. Üsküdar Üniversitesi’nin yalnızca bilimsel başarılarıyla değil, farklı kültür ve düşünceleri buluşturan bir köprü görevi üstlendiğini belirten Al-Darfaili, “Üsküdar Üniversitesi hem ilimde hem bilimde önde gelen üniversitelerden biri olmasının yanında kültürel ve düşünsel birlikteliğe de önemli katkılar sunmaktadır.” ifadelerini kullandı. 

Sempozyumun yalnızca akademik bir toplantı olmadığını vurgulayan Al-Darfaili, “Bugünkü toplantımız sadece bir akademik toplantı değildir. Aynı zamanda coğrafyaları, dilleri ve kültürleri aşan manevi bir buluşmadır. Bu buluşmanın en önemli tarafı ise Peygamber Efendimiz’in doğumunun 1500’üncü yılına denk gelmesidir.” diye konuştu.

Konuşmasının sonunda organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür eden Al-Darfaili, Kur’an-ı Kerim’deki “İyiliğin karşılığı ancak iyiliktir.” ayetini ve “İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a da şükretmiş olmaz.” hadis-i şerifini hatırlatarak, “Bu sempozyumun hazırlanmasında emeği bulunan bütün kişi ve kurumlara gönülden teşekkür ediyorum.” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.

Konuşmasının sonunda Prof. Dr. Mehmet Zelka tarafından kendisine plaket takdim edildi.

Prof. Dr. Mehmet Zelka: “İslam, bizatihi vahyin ışığında oluşmuş bir ahlak medeniyetidir”

Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Zelka, günümüz dünyasının teknolojik ilerlemelere rağmen ahlaki, ekolojik ve manevi krizlerle karşı karşıya olduğuna dikkat çekerek, Hz. Peygamber’in rahmet, adalet, hikmet ve tevazu merkezli nübüvvet mirasının yalnızca hatırlanmasının değil, yeniden ihya edilmesinin de insanlık için önemli bir ihtiyaç olduğunu ifade etti. 

İslam medeniyetinin vahyin ışığında şekillenmiş bir ahlak medeniyeti olduğunu vurgulayan Zelka, “Çağımızın seküler ve materyalist dünya görüşü, insanı sadece üretici ve tüketici bir varlığa dönüştürmüştür. Bu sebeple çeşitli bunalım girdaplarına düşmüş olan insanlık, çıkış yolları aramaktadır. İslam medeniyetine şiddetle ihtiyaç duyulduğu bir dönemde bulunmaktayız. Çünkü insanlığın aradığı maddi ve manevi refaha uygulamalı İslam ile ulaşılabilir.” dedi.

Uluslararası nitelik kazanan sempozyuma Pakistan, Endonezya, Birleşik Arap Emirlikleri, Nijerya, Uganda, Kenya, Malezya ve Suriye’den de tebliğ başvuruları yapıldığını belirten Zelka, iki gün sürecek organizasyonda toplam 62 bildirinin sunulacağını ifade etti.

Nebevî miras ve medeniyet tasavvuru farklı boyutlarıyla ele alınıyor

Sempozyum kapsamında gerçekleştirilecek oturumlarda Hz. Muhammed’in (sav) bıraktığı medeniyet mirası, Ehl-i Beyt’in İslam düşüncesindeki yeri, aile, ahlak, eğitim, tasavvuf, hukuk, iletişim, sosyal hayat ve çağdaş sorunlar gibi birçok konu uzman isimler tarafından değerlendiriliyor.

Sempozyumun birinci oturumu, Risale-i Nur Araştırmaları Platformu (RİNAP) Üyesi Prof. Dr. Alparslan Açıkgenç’in başkanlığında gerçekleştirilecek. Oturumda ilk olarak Prof. Dr. İbrahim Özdemir, çevrim içi olarak “Rahmet Medeniyeti: Hz. Peygamber’in Evrensel Mirası ve Medeniyet İnşasındaki Kurucu Rolü” başlıklı sunumunu yapacak. Ardından Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi   Prof. Dr. Niyazi Beki, Hz. Muhammed’in (sav) akılları, ruhları, kalpleri ve nefisleri fetih ve teshir etmesini ele alındı. Dr. İhsan Ünlü ise “Tarih Boyunca Ehl-i Beyt’in Ümmete Rol Model Aile Olması” konulu sunumuyla oturumda yer aldı.

Sempozyumda ikinci oturuma Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç başkanlık etti. Oturumda Prof. Dr. Gülgün Uyar, “İslam Tarihinde Ehl-i Beyt: Alî-Fatıma Evlâdı” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Dr. Kerim Güç, Anadolu Halvetîliğinde Ehl-i Beyt sevgisi ve İmâm Alî’nin manevî otoritesinin inşasını değerlendirdi. Dr. İlahe Memmedova Kurşun, sûfîlerin Ehl-i Beyt tasavvurunu “Vâris-i Muhammedî Olarak Ehl-i Beyt-i Mustafâ” başlığı altında ele alırken, Doç. Dr. Gencal Şenyayla ise Ehl-i Beyt kavramının tarihsel süreçte geçirdiği anlam ve kapsam dönüşümünü anlattı. 

Dijital çağdan ahlak krizine kadar güncel meseleler tartışıldı

Sempozyumun ilerleyen oturumlarında nebevî mirasın günümüz dünyasındaki yansımaları da ele alındı. Fuzûlî’nin Hadîkatü’s-Süedâ’sında Kerbelâ hakikati ve Ehl-i Beyt sevgisi, fıkhın ahlak ve medeniyet inşasındaki rolü ile dijital çağın anlam krizine karşı nebevî hikmet anlayışı gibi konular akademisyenler tarafından değerlendirildi.

Ayrıca vakıf medeniyeti, şifahaneler, bağımlılık olgusu ve Kur’an’daki embriyolojik kavramlar gibi farklı alanlarda gerçekleştirilecek sunumlarla nebevî mirasın bilimsel, sosyal ve kültürel boyutları ele alındı.

Eş zamanlı oturumlarda aile, eğitim ve Ehl-i Beyt sevgisi konuşuldu

Sempozyum kapsamında Z-21 Salonu’nda gerçekleştirilecek eş zamanlı oturumlarda da nebevî mirasın farklı yönleri tartışıldı. Bu kapsamda Hz. Muhammed’in (sav) aile hayatının çağdaş aile krizlerine sunduğu örneklik, nübüvvet perspektifinden din eğitiminin yeniden inşası, yetim çocuklara yönelik yaklaşımın toplumsal dönüşümdeki rolü ve ideal aile modeli gibi konular ele alındı.

Osmanlı düşünce ve edebiyatında Ehl-i Beyt sevgisi, adil yönetici anlayışı, nübüvvet ve ahlak ilişkisi gibi başlıkların yanı sıra Mekke, Medine ve Kudüs’ün nübüvvet perspektifinden değerlendirilmesi, Hicret sonrası Medine’deki sosyo-politik dönüşüm ve erken İslam literatüründe bilgi-bilgelik anlayışı da uzman isimler tarafından incelendi.

Uluslararası katılımcılar da sempozyumda yer aldı

Sempozyumun İngilizce ve çevrim içi gerçekleştirilecek uluslararası oturumlarında farklı ülkelerden akademisyenler nebevî mirasın evrensel boyutlarını ele aldı. Hz. Muhammed’in (sav) hayatının İslam eğitimindeki yeri, Hz. Hatice’nin İslam medeniyetinin kuruluş sürecindeki rolü ve Kur’an ile sünnet çerçevesinde örnekliğin insan ilişkilerindeki önemi gibi konular uluslararası katılımcılar tarafından değerlendirildi.

İkinci günün gündeminde medeniyet, epistemoloji ve yapay zekâ var

Sempozyumun ikinci gününde ise Hz. Muhammed’in (sav) medeniyet tasavvuru, nübüvvetin sosyo-kültürel boyutu, çağdaş epistemolojik krizler, vahiy-akıl-kalp birlikteliği, Ehl-i Beyt’in tarihsel rolü ve günümüz ahlaki sorunları farklı perspektiflerden ele alınacak.

Program kapsamında ayrıca modern İslam toplumlarında bilgi ve ahlak krizi, Risale-i Nur perspektifinde Âl-i Beyt, yapay zekâ sistemlerinde ahlaki sorumluluk, çevre etiği, savaş ahlakı, dijital oyunlarda insan onuru ve iletişim etiği gibi güncel konular da tartışmaya açılacak.

Âl-i Beyt Manifestosu okunacak

Ulusal ve uluslararası çok sayıda akademisyen, araştırmacı ve düşünürün katılımıyla iki gün sürecek sempozyum“Âl-i Beyt Manifestosu”nun kamuoyuyla paylaşılmasıyla sona erecek.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Peygamberin hedefi iktidar değil, gönülleri inşa etmekti!”

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Edin